Doğrulama yanlılığı: Neden hep haklı çıkarız?

Bir arkadaşının seni sevmediğine inandığını düşün. O gün sana kısa bir mesaj atarsa "Gördün mü, soğuk davranıyor" dersin. Uzun ve sıcak bir mesaj atarsa "Herhalde bir şey isteyecek" diye düşünürsün. Aynı inanç, her türlü kanıtı kendi lehine yorumlar. Psikolojide bunun bir adı var: doğrulama yanlılığı (confirmation bias).
Doğrulama yanlılığı nedir?
Doğrulama yanlılığı, zaten inandığımız şeyi destekleyen bilgiyi aramaya, fark etmeye, hatırlamaya ve ona daha çok güvenmeye; inancımızı çürütebilecek bilgiyi ise görmezden gelmeye ya da küçümsemeye olan eğilimimizdir. Raymond Nickerson 1998'deki kapsamlı derlemesinde, insan akıl yürütmesinde en çok dikkat edilmesi gereken sorun seçilecek olsa doğrulama yanlılığının ilk adaylardan biri olacağını söyler.
Bu eğilim üç yerde ortaya çıkar:
- Bilgiyi ararken: Hangi soruyu soracağımızı, hangi kaynağı okuyacağımızı seçerken cevabını sevdiğimiz tarafa yöneliriz.
- Bilgiyi yorumlarken: Belirsiz bir kanıtı inancımıza uyacak şekilde okuruz.
- Bilgiyi hatırlarken: İnancımızı doğrulayan anılar daha kolay akla gelir.
Klasik bir deney: 2-4-6 görevi
Peter Wason 1960 yılında katılımcılara üç sayı gösterdi: 2, 4, 6. Bu dizinin gizli bir kurala uyduğunu söyledi ve katılımcılardan kendi sayı üçlüleri önererek kuralı bulmalarını istedi. Her öneriye "kurala uyuyor" ya da "uymuyor" cevabı veriliyordu.
Çoğu katılımcı aklına ilk gelen kuralı ("ikişer artan çift sayılar") seçti ve bunu doğrulayan üçlüler denedi: 8-10-12, 20-22-24… Hepsi "uyuyor" cevabı aldı ve kuralı bulduklarından emin oldular. Oysa gizli kural çok daha genişti: "artan herhangi üç sayı". Kendi tahminlerini çürütebilecek bir üçlü (ör. 1-2-3 ya da 5-17-40) deneyen çok az kişi vardı.
Ders şu: Bir fikrin doğru olduğunu anlamanın en iyi yolu, onu doğrulayan örnekler toplamak değil, onu yanlışlayabilecek örneği aramaktır.
Neden böyle düşünürüz?
Doğrulama yanlılığı bir "aptallık" işareti değildir; zihnin tasarruf etme biçimidir. Her yeni bilgiyi sıfırdan değerlendirmek yorucudur. Var olan inançlar bir kısayol sağlar. Buna iki güçlü etken daha eklenir:
- Duygular: Yanıldığımızı kabul etmek rahatsız edicidir. Özellikle kimliğimizle ilgili inançlarda (siyaset, değerler, kendimize dair düşünceler) bu rahatsızlık daha da artar.
- Sosyal çevre: Benzer düşünen insanlarla ve bize benzer içerik gösteren akışlarla çevrili olduğumuzda karşıt kanıtla karşılaşma ihtimalimiz azalır.
Klinik psikolojide neden önemli?
Doğrulama yanlılığı yalnızca tartışmalarda değil, ruh sağlığında da rol oynar. Bilişsel davranışçı terapinin temel fikirlerinden biri, kişinin kendisi hakkındaki olumsuz inançlarının ("Ben yetersizim") seçici dikkatle beslendiğidir. Kişi başarısızlıklarını hatırlar, başarılarını "şanstı" diye geçer. Terapide kullanılan kanıt inceleme çalışmaları tam olarak bu yanlılığı hedef alır: İnancı destekleyen ve desteklemeyen kanıtlar yan yana yazılır.
Aynı tuzak uzmanlar için de geçerlidir. Bir klinisyen ilk görüşmede aklına gelen tanıya uyan belirtileri daha çok fark edebilir. Bu yüzden ayırıcı tanıda "Başka ne olabilir?" sorusu bilerek sorulur.
Günlük hayatta nasıl fark edebilirsin?
- "Beni ne ikna ederdi?" diye sor. Bir konuda fikrin varsa, fikrini değiştirecek kanıtın ne olacağını baştan yaz. Hiçbir şey fikrini değiştiremiyorsa, bu bir düşünce değil, bir inanç olabilir.
- Karşı tarafın en güçlü savunmasını dinle. En zayıf karşı argümanı çürütmek kolaydır. Önemli olan en güçlüsüdür.
- "Ya tam tersi doğruysa?" oyununu oyna. Tersinin doğru olduğu bir dünyada hangi kanıtları görürdün? Onlar gerçekten yok mu, yoksa bakmadın mı?
- Kendi tahminlerini kaydet. Sonuçlar belli olduğunda ne kadar isabetli olduğunu görmek, hafızanın bizi kayırmasını engeller.
Doğrulama yanlılığından tamamen kurtulmak mümkün değil. Ama onu tanımak, bir fikre ne kadar güvenmemiz gerektiğini daha dürüst ölçmemizi sağlar.
Psikodak'ta "Bilişsel Psikoloji" ünitesinde düşünme hatalarını ve karar vermeyi daha ayrıntılı, sesli derslerle anlatıyoruz.
Kaynaklar
- Nickerson, R. S. (1998). Confirmation bias: A ubiquitous phenomenon in many guises. Review of General Psychology, 2(2), 175–220.
- Wason, P. C. (1960). On the failure to eliminate hypotheses in a conceptual task. Quarterly Journal of Experimental Psychology, 12(3), 129–140.
- Beck, J. S. (2011). Cognitive behavior therapy: Basics and beyond (2nd ed.). Guilford Press.
Bu konuyu hocandan dinlemek ister misin?
Psikodak'ta psikolojiyi sesli derslerle öğren; takıldığın yerde durdurup sor.